Ziyaretçi Defteri | Hakkımızda | Sohbet Mekanları | İletişim
Anasayfa

Yorumlar ve Yorum ekle

  • HÜSEYİN ÇAVUŞ (*) - Pzt, 17/12/2012 - 22:00
    ALLAH BU SOHBETİ YAPAN ABİ VE HOCALARIMIZDAN VE BİZ DİNLEYENLERDEN RAZI OLSUN.SAYIN EDİTÖR ABİMİZ SOHBETLERİ KULAKLIKLA DİNLEDİĞİMİZDEN GİRİŞ FONU BAYAĞI RAHATSIZ EDİYOR ÜSTADIMIZI RESMİNİN DE OLDUĞU,RİSALELERİN RESMİ GEÇİT ŞEKLİNDE GÖZÜKTÜĞÜ ULVİ BİR DÜŞÜNCE VEREN ESKİ MÜZİĞİ KULLANIRMISINIZ. KULAKLIKLA GİRİŞ MÜZİĞİNİ DİNLERSENİZ AYNI KANAATE VARACAKSINIZ.ALLAH RAZI OLSUN
    Cevapla
Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

İÇERİK HAKKINDA

SEKİZİNCİ HAKİKAT

Bâb-ı Vaad ve Vaîddir. İsm-i Cemîl ve Celîlin cilvesidir.

Hiç mümkün müdür ki, Alîm-i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak olan şu masnuatın Sânii, bütün enbiyanın tevatürle haber verdikleri ve bütün sıddıkîn ve evliyanın icmâ ile şehadet ettikleri mükerrer vaad ve vaîd-i İlâhîsini yerine getirmeyip hâşâ acz ve cehlini göstersin? Halbuki, vaad ve vaîdinde bulunduğu emirler, kudretine hiç ağır gelmez. Pek hafif ve pek kolay; geçmiş baharın hesapsız mevcudatını gelecek baharda kısmen aynen, kısmen mislen iadesi kadar kolaydır. İfa-yı vaad ise, hem bize, hem herşeye, hem kendisine, hem saltanat-ı Rububiyetine pek çok lâzımdır. Hulfü’l-vaad ise, hem izzet-i iktidarına zıttır, hem ihata-i ilmiyesine münafidir. Zira, hulfü’l-vaad ya cehilden, ya aczden gelir.

 

Okunan Yer: Onuncu Söz | Mukaddime
Okuyan: Mehmed Kırkıncı

EKLENME TARİHİ

13-Eylül-2012

Paylaş

Popüler içerik



MOBİL VERSİYONA GEÇİŞ