Ziyaretçi Defteri | Hakkımızda | Sohbet Mekanları | İletişim
Anasayfa

Yorumlar ve Yorum ekle

  • ................... (*) - Pzr, 07/04/2013 - 21:00
    Allah razı olsun
    Cevapla
  • mehdi kavak (*) - Sal, 02/04/2013 - 21:00
    allah tüm risaleinur şakirtlerinden razı olsun
    Cevapla
  • serhan (*) - Çrş, 27/03/2013 - 22:00
    ALLAH(cc). razı olsun
    Cevapla
Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

İÇERİK HAKKINDA

İşte, ene, şu hâinâne vaziyetinde iken, cehl-i mutlaktadır. Binler fünunu bilse de, cehl-i mürekkeple bir eçheldir. Çünkü duyguları, efkârları kâinatın envâr-ı marifetini getirdiği vakit, nefsinde onu tasdik edecek, ışıklandıracak ve idame edecek bir madde bulmadığı için, sönerler. Gelen herşey nefsindeki renklerle boyalanır. Mahz-ı hikmet gelse, nefsinde abesiyet-i mutlaka suretini alır. Çünkü, şu haldeki enenin rengi, şirk ve ta’tildir, Allah’ı inkârdır. Bütün kâinat parlak âyetlerle dolsa, o enedeki karanlıklı bir nokta, onları nazarda söndürür, göstermez.

 

On Birinci Sözde, mahiyet-i insaniyenin ve mahiyet-i insaniyedeki enaniyetin, mânâ-yı harfî cihetiyle ne kadar hassas bir mizan ve doğru bir mikyas ve muhit bir fihriste ve mükemmel bir harita ve câmi’ bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruznâme olduğu, gayet kat’î bir surette tafsil edilmiştir. Ona müracaat edilsin. O Sözdeki tafsilâta iktifâen kısa keserek mukaddimeye nihayet verdik. Eğer mukaddimeyi anladınsa, gel, hakikate giriyoruz...

 

Okunan Yer: Sözler | Otuzuncu Söz
Açıklayan: Mehmed Kırkıncı

EKLENME TARİHİ

27-Mart-2013

Paylaş

Popüler içerik



MOBİL VERSİYONA GEÇİŞ