Ziyaretçi Defteri | Hakkımızda | Sohbet Mekanları | İletişim
Anasayfa

Yorumlar ve Yorum ekle

  • Ziyaretçi (*) - Pzr, 12/02/2017 - 20:23
    Allah razi olsun bu sohpeti dinleyerek Allahin izniyle risaleyi ancak anlayabildim
    Cevapla
  • Ziyaretçi (*) - Pzr, 07/06/2015 - 09:25
    Lemalar adeta bu ayetlerden süzülmüş, bu ayetlerin tefsiri. Mütaala yaparken, az okuyup çok tefekkür etmek olacak, mümkün oldukça her kelimeyi kaldırıp, manayı emmeye çalışacağız, her kelime altında bir hazine var, nasibimiz ne kadarsa onu toplayacağız. Kuran ve hadisten besleneceğiz, Risaleleri Kuran tezgahında okumak. Eğer Mesnevi Nuriyeyi anlayarak tamamlayabilirsek, Risalei Nur kapısı bizlere açılır inş. Sebepler dairesi: 4 ana sebep: hava-ateş-toprak-su, tüm kanunlar (yerçekimi, denizin kaldırma, cazibe kanunları..) yumurtanın sebebi tavuk, sütün sebebi inek, meyvenin sebebi ağaç, yağmurun sebebi bulut, aydınlığın sebebi güneştir, bunun gibi her bir eşyanın yaratılmasına bir sebep, melekler bile sebepler dairesinde bir saftı. Ey yumurtayı tavuktan bilen, sütü keçiden bilen, depremi fay hattının kırılmasından bilen, balı zehirli bir böcekten bilen gafil cahil! 3 kısma hitap etmiş olabilir:1. Cenabı Hakkın varlığını kabul etmeyip, tüm icadı ve yaratılışı, bizzat sebeplerin kendinden bilen ateist,darwinizm 2. Cenabı Hakkın varlığını kabul ediyor, alemİ Allah yarattı, eşyanın da alemin icadında tesiri var, Allah bu alemdeki her işe karışmıyor 3. Allahı kabul ediyor, alemin icadi ve idaresinde tek fail ve yaratıcı olarak kabul ediyor, ancak gafletinden dolayı Cenabı Hakkı sebepler perdesinin arkasında müşahade edemiyor, mesela ineği seviyor, tosunum bana 4 kg süt veriyor, ona anlatılsa ki sütü veren tosun değil Allah, kabul edecek ancak gafleti ve perdesi o inek perdesinin arkasında Cenabı Hakkı görmeye müsait değil, kendine gelen nimetleri, vücuda gelen sanatlı eserleri sebeplerden biliyor. Mal sahibi zannettiğin / yaratıcı sebepler, yaratıcı değil, asıl onları yaratan, onların arkasında iş gören kudreti ezeliyedir. Kırkıncı hocanın sebeplerle ilgili güzel bir misali var: Sanatla yapılmış bir eseri veya hikmetle yazılmış bir kitabı yazacak, bunu yapan sanatçı hem kör, hem sağır, aynı zamanda dilsizdir, aynı zamanda felçlidir/kudreti yok deseler herhalde gülmeye başlarız, hem de bu sanatkâr ve kâtibin hayatı yoktu deseler, başka şeyleri olmasa dahi hayatı olmaması bile onu faillik makamından tard eder, hayatı olmayan kitap yazamaz. Atomlar, kanunlar, 4 ana unsur bunların ilmi yok, şuuru yok, kudreti yok, hayatı yok, hikmetli bir kitap olan bizler, kuşlar.. nasıl olur da aklı olmayan sebepler tarafından yazılabilsin…Asıl fail, yaratıcı bizzat Allah’tır. Hac-73: Ey insanlar, bir misal verelim, o misali işitin dinleyin, Allah’tan başka tüm ibadet ettikleriniz/taptıklarınız / putlar/ tabiat/ sebepler ne varsa, hepsi bir araya gelse boşverin onları kainatı yaratmayı, onlar bir tek sineği icad edemez, bir tek sineğe kanat takamaz, iğneyi onun vücuduna kılıfıyla koyama, isteyen de aciz, istenilen de aciz.. Ahkaf suresi-4: Allah’tan başka tüm taptıklarınız hakkında bana haber verin, gösterin onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar, yoksa onların ortakları yerde değil gökte mi? Lokman-25: Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? Diye sorsan, elbette “Allah” diyecekler. İlah olarak putlara secde edenler bile, şu alemdeki yaratılışı putlara veremiyorlar. Ankebut-25: Andolsun ki onlara: Gökten su indirip, onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir? Diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. Ufacık yağmur tanelerinin icadını putlara verememiş. Ne olmuş ki bu asrın insanı kainatı sebeplere isnad etmiş ve şu alemin yaratılışını izah ederken sebeplerle icad etmeye çalışmış. Efendimiz Hudeybiye günü, yağmurlu bir gün akşamında namaz kıldırdı ve insanlara döndü dedi ki: Siz biliyormusunuz Allah ne dedi? Allah ve Rasulü daha iyi bilir dedi, kullarımdan bir kısmı bana mümin olarak sabahladı, bir kısmı kafir olarak sabahladı. Kim Allahın fazlıyla rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı derse o bana iman etmiş ve yıldızları inkar etmiştir. Kim de şu sebepten dolayı yağmur yağdı derse, o beni inkar etmiş ve o yıldıza iman etmiştir. Yağmur yaratılışında Allah’ı bildi ve yıldızları inkar etti, şu yıldızdan dolayı, şu sebepten dolayı yağmur yağdı demez, Allah yağdırdı. O sebebe iman etmemek.. Eşyanın yaratılışında neyi fail biliyorsak, ona iman etmiş oluruz. Allah’tan bilirsek, imanımız Allah’adır, inkarımız sebepleredir. Yağmurun yaratılışını gökcisimlerinden bilirsek, o zaman ilah olarak o eşyayı kabul etmiş oluruz, Allah’ı inkar etmiş oluruz. Evet anladık, Cenabı hak hakiki failmiş, peki benim çıkarmam gereken kıssadan hisse ne? Burayı kaçırmamalıyız. Mesela ben 2 hisse çıkarttım: artık aleme baktığım zaman manaya göre şekillenecek, kuş uçuyor değil, kuş uçuruluyor, doymadım, doyuruldum, ne güzel çiçek değil, ne güzel yaratılmış, dünya dönmüyor, döndürülüyor, güneş batmadı, batırıldı. Her hadiseyi konuşurken Allah’a isnad edeceğim. İkincisi de: Harici alemde bunu yaptığım gibi, bizden vücuda gelen tüm hayırları Cenabı Hakka isnad edeceğiz, beni sabah namazında camiye getirten Allah’a hamd olsun, Kuran okutan Allah’a hamdolsun, bana bugün oruç tutturan Allah’a hamd olsun, sohbete geldim yok artık “sohbete getirtildim”, bizdeki tüm hayırlı işlerin sahibi kim, Allah, meyveyi çıkartan ağaç değil Allah, tavuk-keçi bir sebepti dedik, onlar bir sebep olduğu gibi ben de bir sebebim, neyin sebebiyim: benden çıkan bütün hayırların sebebiyim, hayırları yaratan kim? Allah. Bugün bizi burda toplayan kim Allah, dersi seyrettim değil, Allah dersi seyretme ve istifade etmeyi nasip etti. Kudretten gelen hakiki tesirler: yaratmak, öldürmek, beslemek, suret vermek, terbiye etmek, uçurmak, yüzdürmek, koşturmak , tüm –mak,-mek’li kelimeler, alemde gördüğümüz tüm fiiller kudretin hakiki tesirleridir. Tüm bu kudretler neyle vücud buluyor? Allah’ın ezeli kudretinin taallukuyla vücud buluyor. Sebeplerin vazifesi neymiş? Kudretten gelen hakiki tesirleri 1.ilan (herkese duyurmak) 2. Neşretmek (yaymak) ; İlan zevki bir mesele, hissi bir şekilde, onların duyurmasını baş kulağıyla değil de iman kulağıyla işitebiliriz. Çiçek açmış, dalları süslenmiş bir ağaca baktığımda diyorum ki tamam sesini duyuyorum, sanki o ağaç diyor ki bana bak beni oku, her bir ağaç Allah’ın kudretinin bir mektubudur, kudret kalemiyle bu mektup yazılmış, kudret kaleminin hakiki tesisi olan o çiçeklerdeki sanatı iman kulağına ilan ediyor. Çiçek bahçesinden geçerken sanki şöyle diyor: bana bak, beni de oku, ilanımı dinle, herkese duyuruyorum, sen de beni işit, üzerimde olan tüm çiçekler, tüm böcekler, Cenabı Allah’ın kudretinin sanatıdır, Kudret kalemiyle yazılmış birer mektubu samedanidir. Sebep olan o ağaç böyle bir ilanda bulunuyor. Buluta böyle bakarsak onun ilanını işitiriz, der ki: ey insanlar bana bakın, Rabbinizin kudretini bende temaşa edin, bakın Rabbinize yanıcı ve yakıcı o iki maddeden o su damlasını nasıl yaratıyor, o su damlası kudretin hakiki bir tesiridir. Kudreti ezeli taalluk etmiş ve o sular hiçten ve yoktan yaratılmıştır, bulut o su damlalarına bir sebepti, bulut lisanı hal ile ilanda bulunup, aynı zamanda Allah’ın yarattığı sanat eserlerine bir tezgah oldu,o ağaç dallarıyla her tarafa yayar (neşreder). Yaratılan her mahluk, kudret kalemiyle yazılan bir kelime olsa, o ağaç/bulut/toprak o kelimelere bir sayfa olur, sayfalık vazifesiyle o kelimeleri neşreder, tek vazifesi bu, hiçbir sebebin icada kabiliyeti yok. Sebepleri hükümetin kalem dairesine benzetti: İcraat yoktur, kendi başına bir faaliyet yapmaz, kendine gelen emirleri tebliğ eder, takip eder. Sebeplerin konumunu akla yaklaştırmak için bir misal, icatta-tedbirde-tasarrufta hiçbir dahli yok sadece yukarıdan gelen emirlerin tebliğ yapılır. Talak suresi: Allah yedi semavatı yarattı ve onun misli gibi yeryüzünü yarattı, emir onların arasında dolaşır, iner, şunu bilmeniz için: Allah’ın gücü her şeye yeter ve Allah ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Cenabı Hak mekanlardan ve cihetlerden münezzehtir, yukarılardan gelen emir: kalem dairesinde Sebeplerin mal sahibi olmadığını ve icatta hiçbir tesiri olmadığını anladık, peki niçin yaratıldı sebepler? Bildiğimiz hikmeti: Bu dünya bir imtihan dünyası, Cenabı Hak imtihanın bozulmaması için sebepleri kendine perde yapmıştı, burada 2.sini öğrendik: Allah’ın izzeti ve azameti perdeyi iktiza eder. Allah’ın büyüklüğü sebeplerin varlığını gerektiriyor. Teşbihte hata olmasın, en güzel misaller Allah’ındı, mesela: bir vali, bir belediye zabıtası gibi sokakta ceza kesmez, valiliğin izzeti ve büyüklüğü bu işi yapmasına engel olur. Bir kumandan, bir asker gibi bir koğuşu temizlemez, kumandanlığın izzeti/haşmeti koğuşu temizlemesine engel olur, o koğuşu o kumandan bir asker vasıtasıyla temizler, akla yaklaştırmak için, Allah’ın izzeti ve azameti de, böyle sebeplerle tedbirde ve tasarrufta bulunmayı gerektiriyor. Bir nedeni de şu: İnsan zahire bakıyor, eşyadaki güzelliği, icattaki güzelliği fark edemiyor ve bazen eşya ona çirkin geliyor, yaratılıştan şikâyete başlıyor, mesela ölümdeki güzelliği fark edemiyor, bir dostu öldüğü vakit şikâyete başlıyor. Cenabı Hak, şikâyet kendisine ulaşmasın, kendisinden şikâyet edilmesin diye ölüme sebep yaratıyor, falan hastalıktan öldü, sebebi: hastalık oldu hâlbuki canı alan Cenabı Haktı, deprem oldu insanlar öldü, depremi fay hattından biliyor, şikâyet kime gidiyor? O binayı yapan mühendise, ruhsat veren şu memura gidiyor, Cenabı Hak kendisini gizliyor, hâlbuki şu âlemde her şey güzeldi, ya bizzat güzeldi: bahar gibi, hayat gibi, ya da neticesi güzeldi: kış gibi, ölüm gibi. İzzetini ve azametini haksız şikâyetlerden muhafaza etmek için sebepleri icad etmiş. Sebepler neden yaratılmış: 1. Biliyoruz ki(burda zikredilmedi ama) bu dünya bir imtihan dünyası, eğer Cenabı Hak her şeyi yoktan yaratsaydı, o zaman imtihan olmazdı. 2. İzzet ve azamet perdeyi gerektiriyor 2.a. Cenabı Hakkın büyüklüğü, sebeplerle iş görmeyi gerektiyor (vali, kumandan örnekleri) 2.b. Haksız ve yersiz şikayetler, Cenabı Hakka Zatına ulaşmasın, sebeplerde takılsın ve kalsın. Tevhid(Allah’ın birliği) ve Celal, tesiri asla esbaba vermiyor. Yakan ateş değil, Allah, lakin Allah ateşle yakıyor. Karnımı doyuran besinler değil, Allah o lokma ile karnımı doyurdu; balı yapan o zehirli böcek değil, Allah, lakin Allah izzet ve azametinden dolayı balı o zehirli böcek ile yaptı; beni yaratan Allah, annem babam sadece bir vesile. Bu ders imanın çok yüksek bir mertebesinden bahsediyor. Bir Allah dostunun başına birisi bir taş atmış, başını kanatmış ama dönüp bakmamış, çorbacıda çorba içerken çorbacı sormuş: başını kim kanattı? Demiş ki çorbayı içiren, yani Allah, hem çorbayı Allah’tan, hem de kulun eliyle gelen o taşı Allah’tan biliyor. Gerçekten de o taş ile başı kanatan Allah’tı, Ahmet Mehmet vesile idi. Allah bizden böyle bir iman istiyor, şu ayetle anlayalım: Bedir savaşında Efendimiz yerden aldığı toprağı şöyle bir fırlatıyor, düşmanların gözüne giriyor, ama Allah ne diyor: Enfal Suresi-17:Attığın zaman da sen atmadın, lakin Allah attı. Allah şöyle dememizi istemiyor: Peygamberimiz a.s. toprağı attı, toprak düşmanların gözüne girdi, sahabeler saldırdı, galip geldik. Cenabı Hak, kemali kereminden, Müslümanların galip gelmesi için habibinin ve sevgilisinin eline bir avuç toprak verdi, ve o bir avuç toprağı habibinin eliyle düşmanların yüzüne fırlattı, o toprak, o toz zerreleri Allah’ın emriyle düşmanların gözüne girdi. Allah olayları böyle anlatmamızı istiyor. Savaştan sonra Müslümanlar aralarında konuşuyorlar: falan kâfirleri ben öldürdüm diye aralarında konuşuyorlar, ayeti kerimenin devamı iniyor: Enfal-17: Sonra onları siz öldürmediniz, lakin Allah öldürdü. Allah şöyle dememizi istemiyor: o kafiri ben öldürdüm, ne dememizi istiyor: Allah o kafirin canını benim elimle aldı, Allah o kafiri öldürdü, beni onu öldürmesine bir vasıta ve bir sebep yaptı. Hatta Uhud günü melekleri yardım için gönderdi, Allah yardımın meleklerden bilinmemesi için ayeti kerime gönderdi: Ali imran Suresi:126: “Allah, bunu sırf size müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız aziz ve hakim olan Allah’ın katındandır.” Ben bu melekleri indirdim, görünce sevinin, kalpleriniz onları görünce tatmin olsun, ama yardımımı bile meleklerden bilmeyin benden bilin. Hakiki mal sahibi Allah’tır, tüm sebepler, ancak izzet ve azametin bir perdesidir, tevhid ve celali şirketi reddeder, melekler dahi olsa esbabı reddeder.
    Cevapla
  • Harun ÇİÇEK (*) - Çrş, 01/05/2013 - 21:00
    Allah razı olsun.. derslerinizden istifade etmeyi nasip eylesin rabbim..
    Cevapla
  • ali (*) - Sal, 28/08/2012 - 21:00
    maşaallah...
    Cevapla
  • selim (*) - Pzt, 02/07/2012 - 21:00
    Allah ihsan dairesinde yaptığınız bu hizmetleri daim eylesin.AMİN.
    Cevapla
  • selim sinan (*) - Sal, 17/01/2012 - 22:00
    "Kaari"yi beğenmede müşkülpesend olan ve hayli detay sorularla her bir cümleyi tek tek irdeleyen (ve sohbetçiyi hayli terletebilen) bir grup arkadaş, 6 aydır tanıdığımız Sinan Hocamızın müptelası olmuş durumda. Haftalık derslerimizin bila fasıla ve pürdikkat gaflet basmadan izlenen bölümü bu kısım oluyor. Vesile olan herkesten Allah cc razı olsun. Hocamıza da hizmetine binaen sağlıklı ve bereketli bir ömür versin...
    Cevapla
  • S. Salih AY (*) - Cum, 13/01/2012 - 22:00
    Rabb-i Rahimim Sinan hocamızdan,yetişmesinde emeği geçenlerden, sohbetin izleyicilere ulaşmasına vesile olanlardan ebediyyen razı olsun, hizmetlerine ömür boyu ihlas dairesinde devama muvaffek eylesin amin, amin, AMİN! Risale-i Nur'un Ayet-i Celile-i Cemile, Hadis-i Şerif, Aleyhisselatu vesselam Efendimiz'in ve Sahabe-i Kiram efendilerimizin hayatlarından kesitler ile cem edilerek sunulmasını özellikle takdirle karşılıyorum. Bu İNŞAALLAH farklı mesleklerde hizmet erbabı arasındaki meslek-meşrep taassubunun da kalkmasına vesile olur, katkı sağlar. Selam ve dualarımız ile...
    Cevapla
  • ihsan (*) - Çrş, 21/12/2011 - 22:00
    bu sohbetleri neden bilgisayarımıza indiremiyoruz? Np: Çok yakında indirme linkleri eklenecektir.
    Cevapla
  • Recep (*) - Sal, 20/12/2011 - 22:00
    Allah bu dersi dinlememize sebep olan kardeşlerimizden ebeden razı olsun. Amin ,Amin, Amin...
    Cevapla
  • Murat BİLGE (*) - Pzr, 18/12/2011 - 22:00
    gerçekten çok keyifle dinlediğimiz bir ders oldu. okuduğumuz yerleri ne kadar eksik anladığımızı bir kez daha gördük. ayrıca dersi yayına hazırlayan arkadaşlardan Allah razı olsun. arkaplan, renk uyumu seçilen görüntüler çok güzel olmuş. çok sağ olun
    Cevapla
  • Abdulkadir Yılmaz (*) - Cum, 16/12/2011 - 22:00
    Allah c.c. razı olsun sebep olan sizlerden, ve bu sebeplerin parçası olan diğer şuurlu unsurlardan... tek kelimeyle Allah MÜKEMMEL yaptırmış dersi... Allah'(c.c.)ın selamı üzerinize/üzerimize olsun amin...
    Cevapla
  • umman (*) - Cum, 16/12/2011 - 22:00
    Hocam sizden böyle bir ders bekliyordum Allah razı olsun harika bir ders oldu kırıldığım arkadaş vardı ona hakkımı helal etmeme sebeb oldunuz İnşallah sizde bu derslerinizin yüzü suyu hürmetine cennette Peygamber Efendimizin(SAV) yakınında olanlardan olursunuz Amin
    Cevapla
  • nur (*) - Cum, 16/12/2011 - 22:00
    lütfen bu abinin derslerini çoğaltın istifade muazzam ALLAH RAZI OLSUN
    Cevapla
  • metin (*) - Cum, 16/12/2011 - 22:00
    bu videoları ne zaman indirebileceğiz?
    Kısa sürede indirme linklerini ekliyeceğiz, selam ve dua ile
    Cevapla
  • erol (*) - Çrş, 14/12/2011 - 22:00
    toplumumuzdaki bozulmuş ahlaki yapının onarımı ve ibadet edenlerin çoğalması için hakiki imana ulaşanların sayısının çoğalması gerekiyor.risale-i nurlar bu şart için ilaç hükmünde...
    Cevapla
  • reyhan (*) - Pzt, 12/12/2011 - 22:00
    ALLAH RAZI OLSUN HOCAM DEVAMINI BEKLİYORUZ
    Cevapla
  • Ahmet gül (*) - Pzt, 12/12/2011 - 22:00
    Hocalarimiz mükemmel,risale fevkalade nur gibi,bu dersi mp3 formatinda rica edecektim.Sevgi ve saygilarmi arz edderim. Nurpenceresi: Değerli Kardeşimiz; İndirme linkleri en kısa zamanda eklenecektir inşaallah. Selam ve dua ile
    Cevapla
  • MUZAFFER (*) - Pzr, 11/12/2011 - 22:00
    Çok güzel tam hayal ettiğim bir ders inşallah devamı gelir
    Cevapla
  • fatih (*) - Pzr, 11/12/2011 - 22:00
    çok iyi düşünmüşsünüz allah razı olsun
    Cevapla
  • yorumsuz (*) - Pzr, 11/12/2011 - 22:00
    harıkaaaaaaaaaaa
    Cevapla
  • serkan (*) - Cmt, 10/12/2011 - 22:00
    allah razi olsun hacam
    Cevapla
Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

İÇERİK HAKKINDA

"Ey daire-i esbabdan zuhur eden işleri, hâdiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil! Mal sahibi zannettiğin esbab, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi, onların arkasında iş gören kudret-i ezeliyedir. Onlar, ancak o kudretten gelen hakikî tesirleri ilân ve neşretmekle muvazzaftırlar..."

Okunan Yer: Mesnevi-i Nuriye | Lem'alar
Açıklayan: Sinan Yılmaz

EKLENME TARİHİ

09-Aralık-2011
Lem'alar, Lem'alar

Paylaş

Popüler içerik



MOBİL VERSİYONA GEÇİŞ